Yanan Orman Değil, Ciğerlerimizdir !
7260 kez gösterim alındı.

Üst Başlıklar
Asit Yağmuru
Başkalarına Verin
Camı Yeniden Değerlendirme
Çevre ile İlgili Yazılar
Dünyamızı Nasıl Kurtarabiliriz
Gereğinden Fazla Çöp Var
Kuş Bilgi Bankası
Kuş Gözlemciliği
Ozon Deliği
Sera Nedir?
Su Kirliliği
Süs Bitkileri
İçerik oylama

Yanan Orman Değil, Ciğerlerimizdir !

Ş. Osman ARAS (*)

 

Her yaz mevsiminde, özellikle Temmuz/Ağustos aylarında ve de öncelikle Ege, Akdeniz bölgelerinde çıkan orman yangınları TV haber bültenlerinde ilk sıraya oturur. Onlarca, hatta yüzlerce yılda yetişen orman varlığımız, gözlerimizin önünde kül olurken yüreklerimiz yanar. Çukurova Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. İbrahim Ortaş, orman yangınları konusunda Internet ortamında bazı istatistikler göndermiş. Sayın Ortaş’a çok teşekkür ederim:

Orman Yasasının kabul edildiği 1937 yılından günümüze, 70 yılda 80 bin civarında orman yangını kaydedilmiş ve iki milyon hektar ormanımız yanmış. Yani 20 milyon dönüm… Yangın haberlerindeki HEKTAR ölçüsüne, ben fena takılıyorum. Çünkü, bizim çiftçimiz hesabını genellikle DÖNÜM olarak yapar. Dönüm, 1000 metrekare civarındaki bir alanı kapsar. Demek ki, bir hektar yaklaşık 10 dönüm demektir. Sayın Ortaş’ın verdiği bilgiye göre; orman yangınlarının sadece %6’sı doğal kaynaklı iken, maalesef %94’ü insan kaynaklı imiş. Kasıt, ihmal ve dikkatsizlikten ormanlarımız kibrit gibi yanıyor. Yanan orman değil, akciğerlerimizdir.

 

2B YASASI NEDİR ?

 

Yıllardır “2B” diye yazılıp, çiziliyor…TBMM’den “orman vasfını yitiren” alanların imara açılmasına (yapılaşmaya) izin veren yasalar çıkarılıyor. Sayın Cumhurbaşkanı VETO ediyor, yahut Anayasa Mahkemesi iptal ediyor. Ormanlar niteliğini nasıl yitirir? Yakarsın, yıkarsın, dönüp bakmazsın…Sonunda yemyeşil alanlar çöl olur. Ve bir gün gelir, kendisine bu kötülüğü yapan insanlardan intikamını alır. Tıpkı, bu yıl aldığı gibi.

1982 yılında halkımızın %92 EVET oyu ile kabul edilmiş bulunan Anayasamızın 169 ve 170’inci Maddeleri; ormanlarımızı ve 17 bin civarında orman köyünde yaşayan 10 milyona yakın vatandaşımızı korumak için çok açık hükümler getirmiş. Öyleyken, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe; “2B yasası TBMM’de 368 oyla kabul edildiği halde, Cumhurbaşkanımızın onay vermemesinden yakınıyor.” Her fırsatta söylüyoruz, Anayasamızın 2 nci Maddesine göre; Türkiye Cumhuriyeti Demokratik, Laik ve Sosyal, bir Hukuk devletidir. Anayasanın 169 ve 170 nci Maddeleri orada kale gibi durduğu sürece; 2A, 2B Yasalarını çıkaramazsın.

YETKİLİ MAKAMLAR YANGINA KARŞI GEREKLİ ÖNLEMİ ALIYOR MU?

Şimdi kavun-karpuz mevsimi, biraz beyaz peynir ve de kebaplık… Mangalı yüklendiniz mi, atın kendinizi kuytu bir orman köşesine. “Ne var bunda? Memlekette demokrasi var!” diyenleri, işitir gibi oluyorum. İngilizce “RANGER” ne demek ? ORMANIN KORUYUCUSU. Ünlü çizgi roman kahramanı Tom Miks bir rencır’dır. ABD’ de değil ormanın kuytu köşelerinde mangal yakıp, kafayı çekmek; orman alanlarındaki transit geçişiniz bile, denetim altındadır. Oralarda özgürlük ve insan hakları yok mu?

Her yaz mevsiminde binlerce dönüm orman kül olur. Ardından duyurular yayınlanır. Ormana giriş-çıkışlar sınırlanır. Yetkili Makamlardan bilgi rica ediyorum; bütün bu talimatları, yasakları, genelgeleri ormanlarımız yanmadan yayınlayamaz mısınız? Orman yangınları Ege’de daha çok çıkıyor. Vukuatlı iller; Çanakkale, İzmir, Muğla. Akdeniz’de de Antalya liste başında. Çünkü buralarda bir karış arazi altın değerinde. Arazi mafyası kol geziyor. Bodrum Belediye Başkanı’nın: “Her şiddetli rüzgarda ilçede orman yangınları çıkıyor” açıklaması, bir suç duyurusu olarak ele alınmalı ve gereği yapılmalıdır.

Temmuz 2007 başında, Atina yakınlarında da, büyük bir orman yangını çıktı. Doğal Ulusal Park kül oldu. Fakat, Yunan halkı Parlamento’nun önünde toplanarak, yasal tepkisini ortaya koydu. Yangında ihmali görülenlerin cezalandırılmasını ve özellikle , Ulusal Park alanının rantiyecilere kaptırılmayıp, derhal ağaçlandırılmasını talep ettiler. İki komşu Akdeniz ülkesinde sorunlar ortak. Fakat, toplumun tutumu ve tepkisi farklı. Benim sevgili halkım, yaşam kaynağı ormanlarımızın yakılmasına ve rantiyeciliğe karşı, yasal tepkisini niçin ortaya koymuyor?

ORMAN BAKANLIĞI MI, ÇAM BAKANLIĞI MI?

 

Ege’de orman yangını dediniz mi, ilk kurbanlar kızılçam ve zeytin ağaçlarıdır. Silahlı Kuvvetlerimizin ağaçlandırmaya verdiği önemi bütün vatandaşlarımız bilir. Bozkırda nerde bir yeşil alan varsa, orası muhtemelen askeriyeye aittir. Çevre ve Orman Bakanlığımıza en yakın kardeş kuruluşlardan birisi Silahlı Kuvvetlerdir. Nedense, Orman Mühendisi arkadaşlarımızın gözdesi (yangınlara karşı en hassas olan) çam ağacıdır. Yıllar önce Kocaeli’de Şile civarlarında kayın, kestane, dişbudak ağaçlarından oluşan güzelim bitki örtüsünü baltalayıp çam fidanı diktiklerini görünce, dehşete düşmüşümdür. Ardından Ege’ye geldiğimde Urla yarımadasındaki kurak, makilik kıyı şeridinde de çam fidanı yetiştirmeye çalıştıklarını hayretle izlemişimdir.

1960’lı yıllarda, Polatlı Topçu Okulu’nun efsane komutanı (Rahmetli) Alp Ölmez’in önderliğinde, yoğun ağaçlandırma çalışmaları yapmıştık. Yarım yüzyıl geçti. Ankara yolunun kenarındaki 904 rakımlı tepeyi hiç unutmadım. Her gelip geçişimde, oraya diktiğimiz çam fidanlarının nasıl bodur kaldığını görür, emeklerimize acırım. ODTÜ alanındaki “çamlandırma da” verimli olamadı. Acaba, Ormancı Kardeşlerimiz, oraların toprağına ve iklimine uyum sağlayacak başka tür ağaçların dikilmesini öneremez miydi?

177’ Yİ ARAYINIZ !

 

Gezilerinizde nerede bir duman, bir alev görürseniz; 177 (Ücretsiz Orman Yangını ihbarı) telefon numarasını arayınız. Eğer, cep telefonuyla arama yapıyorsanız, başına bulunduğunuz İlin telefon kod numarasını eklemeyi unutmayınız. 110 yerleşim yerlerindeki, 177 ise, ormandaki yangınlar için.

3-4 yıl önce, İzmir İtfaiye Müdürü ile bir yemekte yan yana oturmuştuk. En çok, yangının vaktinde haber verilmemesinden yakınıyordu. “Vaktinde yetişsek, kurtarabileceğimiz mal ve canlar maalesef, telef oluyor” diyordu. Balkonlardan yangını seyreden komşulara(!) “Niçin bildirmediniz” diye sorduklarında, “Birisi nasılsa bildirmiştir” diye savsakladıklarını, üzülerek itiraf ediyorlarmış. Siz, siz olun; birisi bildirse de, bildirmese de “YANGINI İLK HABER VEREN KİŞİ” olmak için, kendinizle yarışınız. Çevre ve ormanlarımız “yaşam” demek. Bu nedenle, her zaman ve her fırsatta bu konuları ele alacağız.

(*) Şahap Osman ARAS, “ÇAĞIN İÇİNDEN” ( 30 Temmuz 2007 – İZMİR)