Çevre ile İlgili Yazılar
35423 kez gösterim alındı.

Çevre ile İlgili Yazılar
 
Üst Başlıklar
İçerik oylama

S U S U Z    Y A Z  

                                   Ş.Osman ARAS (*)  

 

 

      Küresel ısınmanın alametleri kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıkça görülüyor. Kış uykusuna yatması gereken vahşi hayvanların uykusu kaçmış. Homurdanıp duruyorlar. Arılar oğul vermiyor. Onlar da, baharın geldiğini sanarak, erkenden bal toplamaya çıktıklarından; önceki yıllardan çok daha uzaklara uçarak çiçek aradıkları için, bir çoğu kovanlarına dönemeyerek telef olmuş. ABD’de arı ölümlerini araştırmak için, bilimsel kurullar oluşturulmuş. Bizde de araştırılıyor mu ? Nisan ayında Haziran sıcaklarını yaşadıktan sonra, Mayıs ayındaki yağmurların toprağı yeterince sulayamadığı, Batı ve Orta Anadolu’daki barajların yeterince dolmadığı görülüyor. Kısacası, Türkiye’nin büyük bir bölümünü susuz bir yaz bekliyor.  

 

         Kuraklığa karşı bazı yerel yönetimler “SU NİMETTİR”, “SUYU İDARELİ KULLANALIM” tarzındaki afişlerini toplu ulaşım araçlarına asarak, halkımızı uyarıyor. İyi de, yerel yönetimlerin görev ve sorumluluğu afiş bastırmakla bitiyor mu? Tamam; bizler bozuk musluklarımızı, su kaçıran tesisatımızı hemen onartalım. Tıraş olurken veya dişimizi fırçalarken, suyun boşa akmasına engel olalım. Patlak bahçe hortumlarını derhal yenileyelim. Sokakta oto yıkama işine hemen son verelim. Acaba, bütün bunlar kuraklığı göğüslemek için yeterli olacak mı?  

     

       ÖĞLE VAKTİ ÇİM SULANMAZ  

 

         Yıllardan beri; “ÖĞLE VAKTİ ÇİM SULANMAZ” diye uyarıyorum. Ne var ki, benim eğitimsiz ve de denetimsiz işçi kardeşlerim bildiğini okuyor. Parkları, bahçeleri öğle vaktinde sulamaya devam ediyorlar. Oysa, uzmanlar uyarıyor; “Öğle vakti sulama işine kalkışırsanız, yapraklara düşen su zerrecikleri mercek etkisi yapar, bitkileri yakar” diyorlar. Kentlerimizin yemyeşil alanlara sahip olması ve çiçeklerle bezenmesi hepimizi mutlu eder. Fakat, yerel yönetimler vatandaşın suyunu kısarken; park ve bahçelerdeki vanalar açık bırakılırsa, boşa akıtılan su gölcükler oluşturursa, öğle vaktinde sulama yapılırsa günah değil mi? Kim buna dur diyecek? Elbetteki hepimiz...İşçimizi uyaracağız. Zabıtamızı, Müdürlerimizi, Belediye Başkanımızı uyaracağız. Vatandaşlık görevimizi yerine getireceğiz.  

 

         YERALTI SULARI İSRAF EDİLME-MELİ  

 

         1988 -1989 yıllarında da şiddetli bir kuraklık yaşanmıştı. O yıllarda Ödemiş ovasındaki bir çiftçi ailesine konuk olduğumuzda, kuraklığa karşı ne tedbir aldıklarını sormuştuk? Çok rahat yanıtladılar; ”Geçen yıl 100-110 metredeydik, bu yıl 120-130 metreye ineceğiz” dediler. “Hayrola, petrol sondajı mı yapıyorsunuz?” deyince de şaşırdılar. Düşünün, 130-150 metreden artezyenle su çekiliyor; bununla sebze sulanıyor; biz de bunu tüketiyoruz?  

 

Vilayet, Kaymakamlık, Tarım Müdürlüğü, Belediye...v.b. Ülkemizde yeraltı suyunun korunması konusunda yetkili ve de etkili merciler kimlerdir? Vatandaşımız sondajı canının istediği derinliğe indirip, yeraltı suyunu dilediğince ve üstelik bedava kullanır. Bu şekilde keyfi kullanımlar nedeniyle, yer yüzünün bitki örtüsü bozuldu. Ormanlarımız elden gitti. Bu nedenle, yeraltı sularımızın kullanımı denetim altına alınmalı ve fiyatlandırılmalıdır.  

   

 

         TARIMDA YAĞMURLAMA VE DAMLATMA TEKNİKLERİ  

 

         İsrail çölde bile sebze ve meyve yetiştiriyor. O müthiş kuraklıkta, damlatma tekniğiyle suyu idareli kullanarak, bitkilere hayat veriyor. Bir de uzmanlar, bizde bol miktarda bulunan PERLİT mucizesine dikkatimizi çekiyor. Çünkü perlit, damlatma tekniğinde düzenleyici (regülatör) bir görev yaparmış.  

 

         Yunanistan’ın batı kesimlerinde ihracat için yetiştirilen mısır tarlaları gördüm. Basınçlı suyla, yağmur yağdırılıyordu. Elbette öğle vakti değil. Akşam serinliğinde. Biz de, bütçemizden kredi ve teşvikler sağlayarak, çiftçimize damlatma ve yağmurlama tekniğiyle sulama imkanlarını mutlaka kazandırmalıyız.  

 

       ARITMALARININ SUYU DEĞERLENDİRİLMELİ  

 

         İzmir Körfezini çepeçevre dolaştıktan sonra Çiğli’ ye ulaşan arıtma sistemine trilyonlar harcandı. Sonra da, arıtılan su denize verildi. Elbetteki, arıtma suyu ile sebze yetiştirin demiyoruz. Arıtma suyunun duruluğu tartışılabilir. Belki de insan sağlığını olumsuz etkileyebilir. Peki de, sebze yetiştiremiyorsak, çimenlerimizi çiçeklerimizi sulayalım. BODRUM’ da askeriyenin her 15 günlük dönemde en az bin kişiye hizmet veren Özel Eğitim ve Dinlenme Merkezi vardır. Çeyrek yüzyıldan beri çimleri, çiçekleri, ağaçları arıtma suyu ile sulanır. Vanaların dibinde “KULLANILMAZ” yazılı plakalar vardır. Kimsecikler gidip oradan elini yüzünü yıkamaz. Su fakiri BODRUM’ da askeriyenin sahası her zaman yemyeşildir. Arıtması, bir saniye olsun arıza yapmaz. Denize bir damla pislik atılmaz. Her şeyi Batılılar’ dan öğrenmek gerekmiyor. Yakın çevremizden   örnek alalım.  

 

 

 

(*) Şahap Osman ARAS, Araştırmacı Yazar/ Emekli Kurmay Albay (Haziran 2007-İZMİR)
 
 
 






 
Bağlantı | Bağlantı | Bağlantı | Bağlantı | Bağlantı | Bağlantı | Bağlantı | Bağlantıaçıklama
© 2010 Webalani.NET. Tüm hakları saklıdır. Bağlantı | Bağlantı | Bağlantı | Bağlantı | Bağlantı
Logo