Girişimcilik Haftası
12132 kez gösterim alındı.

Girişimcilik Haftası
 
Üst Başlıklar
İçerik oylama

Aralık ayı içerisinde çeşitli derneklerin işbirliği ile bizlerin de içinde görev aldığı Girişimcilik Haftası kutlandı. Yoğun olarak girişimciliğin ne olduğu ve iyi bir girişimcinin nasıl olması gerektiği konuları işlenerek,’’Gelişimin temeli girişimdir.’’ sloganı ile girişimciliğin önemi vurgulandı.

Genel olarak her yeni iş kuran kişiyi girişimci olarak tanımlıyoruz. Girişimin süreklilik arz etmesi devamlılığını sürdürebilmesi ise onun başarı kriterini oluşturmaktadır. Yani bir işe başlamak ne kadar önemli ise de başladığımız kalite ve standartlarda sürekliliği sağlamak daha da önemli olmaktadır. Hedef başarmak, başarının sonucu marka olmak ise, marka olmanın da bir gereği süreklilik değil midir, gündemimizde markalaşmayı tartışırken hep bunun üzerinde durmadık mı?

Biz Türkler milletçe gerçekten yaratıcı ve cesaretli insanlarız. Her birimizin çok iyi bir girişimci olduğumuzu iddia edebilirim. Bir şeyi yapmayı kafamıza koyduk mu kolayına hiçbir zorluk bizi durduramaz. Tarihte İstanbul’un fethi sırasında gemilerin karadan çıkarılarak Haliç’e indirilmesi, yakın zamanda pancar motorundan taşıma araçlarının yapılması ve daha bu hafta izlediğim bir haberde Erzurum’da bir vatandaşımızın arabanın ön tekerlerine kızak takarak karlı yollarda yol alması ne kadar yaratıcı olduğumuzun en bariz örnekleridir.

Genel olarak birçok zaman olmayacak işler için gösterdiğimiz cesareti ve özveriyi ilerleyen zamanlarda kaybederiz veya çok kısa zamanda bıkkınlık oluşmaya başlar. Buna sebep ya plansız programsız oluşumlar ya da kısa vadelere sıkıştırmaya çalıştığımız büyük beklentilerdir. Devamlı atladığımız küçük ayrıntı ise ‘’sürekliliktir’’.Aynı yere sürekli yapılan en hafif vuruşlar bile zaman ile iz yapar ve mutlaka kendini belli eder. Bu ayrıntıyı hep unuturuz.

Bu konuda ki hassasiyetimizi yitirirsek, yaşamımızın her safhasında önümüze çıkan işte maalesef hep aynı sonuca varırız. Büyük umutlarla kurulan ama sonu hüsran işler, yatırımlar, umutlar...

Son yıllarda en çok üstünde durduğumuz Antalya’mızda hayati önem arz eden turizm konusunda da aynı handikapları yaşamıyor muyuz.? Bir yolunu bulup bütün sahilleri otellerle doldurduk. Daha devlet alt yapısı ile gelmeden bizler üst yapılarımızı tamamlayıp yaşama geçtik. Şimdi denizlerimizi kirletiyoruz diye veryansın ediyoruz. Beş yıldızlı otellerimizi tamamladık müşteri kabul ediyoruz. Oteller beş yıldızlı sokaklar ve çevre dökülüyor, daha düne kadar da yolları yoktu. Kısacası dünyanın en güzel doğasına ve otellerine sahibiz ama işletme mantığını alamadığımız için beş hatta daha fazla yıldızlı otellerimizde bile konaklarken üşümek veya servis problemleri ile karşılaşıyoruz. Sürekli kan kaybeder gibi değer kaybediyoruz. Ucuz turiste mahkûm oluyoruz, turist sayısı arttığı halde girdilerimiz artmamakta buna karşılık göz göre göre tükenmekteyiz.

Bunlara sebep amaçtan ve hedeften sapmalardır. Hangi sebeple olursa olsun işin başında konulan hedeflerden büyük sapmalara izin verilmemelidir. Uzun vadedeki göstereceğimiz istikrar amaca ulaşmanın kesin yolu olacaktır. Kısa vadede yapılan küçük hesaplar aslında bizlere büyük kayıplara sebep olmaktadır, olacaktır da.

Dilimize de girmiş olan bir söylemi hatırlayalım ve tüm çabalarımızı bu söylemi düzeltmek adına kullanalım.’’Bir işe Türk gibi başla Alman gibi bitir’’.Bunlar artık birer sır değil plan ve program işidir. Sevgilerimle
 
 
KAYNAK: www.ansiad.org.tr